6 Ocak 2015 Salı
3 Ocak 2015 Cumartesi
otuz
İşyerinde yılbaşı çekilişi yaptık. İlkokuldan beri böyle bir
etkinliğe girişmemiştim sanırım re rö diye çok söylendim, çok dalga
geçtim. Ama bu sayede hayatımın ilk kar küresine kavuşacağımı NEREDEN
BİLEBİLİRDİM? Bence kar küreleri çok minnak. Christmas temalı bir müzik
kutusu da eklemişler alt kısmına. Biraz pembeli filan ama olsun. Pembe
sevmeyen insana bile kendini sevdirdi. Hardcorelarıyla bir koleksiyon
oluşturacağım birgün.
yirmidokuz
Hiç uzatmadan konuya gireceğim: Yeni yıla evde, ailemle,
kucağımda laptopla ve göbeğimi kaşıyarak girdim. Temiz. Bilerek ve isteyerek. Evden
dışarı çıkmak şöyle dursun, kafamı pencereden çıkarasım gelmiyor. Mümkünse
milyorlarca yastığım, pofuduk yorganım ve yumuş yumuş pijamalarımla yatağımdan
çıkmayayım. Tuvalet, yemek vs ihtiyaç durumları hariçasjdkfsk. Ayrıca 2015 ne
ya? Birileri şu zamanı durdursun artık. Harika bir yıl filan da değildi. Ayıp
olmayacaksa 2015’e kafam girsin, ben girmeyeyim çocuklar. :(
yirmisekiz
Hellö.
1 ve 3 yaşımdan sonra ilk kez uçağa bindim. Gülmeyin. 1 ve 3
yaşımdan pek birşey hatırlamadığımı varsayarsak, ilk binişim de diyebiliriz.
Hem de tek başıma. Minik bir İzmir turu yapmaya heveslenmiştim. Tahmin edin ne
oldu? Hergün güneşli ve tek bir bulut olmayan hava durumu ben İzmir’e gittiğim
gün yağmurluydu. Dolayısıyla işim bitince kordonda kızlara laf atmak yerine paşa
paşa havaalanına dönerek dönüş uçağımı bekledim. Olsundu. Uzun süredir istediğim
gibi kahve-kitap ikilisini yaşayamamıştım. Şanslı olduğum nadir anlardan birine
tanıklık ederek güzel bir kahveci buldum ve orada takıldım çocuklar. Gündüz
uçmak mı gece uçmak mı daha mükemmel karar veremedim ama pencere kenarı
koltuklarda oturmadan uçmanın tam bir şanssızlık olduğuna hiç şüphem yok. Hele
ki benim gibi bulut, gökyüzü, uzay, galaksi, hebele hübele manyağıysanız.
*Akşam bir şehir merkezi üzerinden uçmak, uzaklarda dev bir
yılbaşı ağacı görmek gibi.
21 Aralık 2014 Pazar
yirmiyedi
"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.
Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı."
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.
Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı."
15 Aralık 2014 Pazartesi
yirmibeş
Beynimin akıp gittiği, mikrop dolu bir pazartesiden merhaba.
Trafiği ayrı dert, sendromu ayrı dert olduğu yetmiyormuş
gibi bir de hasta olduğum bir pazartesi yaşıyorum. Yine. Az önce pazartesi yazacakken
yanlışlıkla bazartesi yazdım ve aklıma “Artiz ne arar la bazarda?” diyen amca
geldi. Hemen ardından da çocukla sucuğu karıştıran adam. Gözlerimden alevler
fışkırıyor. Ateşim var. Kendimi bir alev topu gibi hissediyorum. Yarın yine
erkenden uyanıp yollara düşmek sucks.
İnsanlar ne kadar kolay gelecek planları yapıyor. Ben
maksimum 3 saat sonrasını planlayabiliyorum. Üşendiğimden mi çekindiğimden mi
bilinmez. Ama geleceği planlamak yerine geçmişi planlayıp bazı şeyleri
değiştirebilmek için böbreklerimi verebilirdim. Şaka tabii ki. Beynimin
sinüslerime doğru ilerleyip bir kutu mendille haşır neşir olmasına verin. Yine
de geçmişte bir iki şeyi değiştirebilsek ne iyi olurdu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

