Burayı ilk açtığımda çok zayıf hissettiğim bir dönemde içimi dökmüştüm. Bütün ümitsizliğimi, kırgınlığımı, kızgınlığımı, mutsuzluğumu, karamsarlığımı. Sonra birgün, bunların büyük bir kısmını aştığımı düşünerek baştan sona herşeyi sildim. O zayıf dönemin üstüne koca bir perde çekebileceğimi düşünerek yeni ve daha güzel şeylerden bahsetmek istedim. Adını değiştirmedim ki inadına o zamanları ve katettiğim aşamaları hatırlayıp en ufak bir güçsüzlük hissettiğimde tekrar ayağa kalkabileyim. Ama yapamıyorum. Bir süredir yapamıyorum ve artık bunu kendime itiraf etmeye karar verdim. Evet hayat devam ediyor. Ama ben ona yetişmek, eşlik etmek istemiyorum. Tekrar perdelerimi çektim. Bu kez odamın perdelerini. Normalde neredeyse pencerenin yarısından içeri sızan aydınlık odama sızmasın diye iki tarafından sıkı sıkı tutturdum. Ne kadar sürecek bilmiyorum. Ama bir süreliğine o en başta bahsettiğim yorgan altı cenin pozisyonuma geçeceğim. Yeniden doğayım ve bütün perdelerimi yeniden açabileyim diye.
22 Mart 2016 Salı
27 Ocak 2016 Çarşamba
20 Ocak 2016 Çarşamba
ellialtı
Pause.
Yaklaşık yirmi gündür, yirmi iki senedir hayatımı geçirdiğim
odayı hatta evi geride bırakıp şehrin bir ucundan başka bir ucuna taşınmış ve
alışmaya çalışmış bulunmaktayım. Bulunmaktayız. Taşındık. Bir anda edindiğim
kıdemli koli uzmanlığımla şunu söyleyebilirim ki sevseniz de sevmeseniz de
yirmi iki seneyi kolilemek hiç kolay bir iş değil. Bir de kolileri boşaltmak
kısmı var ki o konuya girmeyi hiç düşünmüyorum.
17 Aralık 2015 Perşembe
8 Aralık 2015 Salı
ellidört
Bugün kendimi mutlu etmek için hayal kurmaya karar verdim. Kuramadım çocuklar. Sonra en son ne zaman ve nasıl bir hayal kurduğumu düşündüm. Hatırlayamadım. Sanırım birşeyler için umut etmeyi, çaba göstermeyi unuttuğumuz zaman hayal kurmayı da unutuyoruz. Acaba paralel evrenlerden birinde yumoş bir huzur hissiyle güzel hayallerin peşinde koşturuyor olabilir miyim? Olayım lütfen. Çünkü belki hisler paralel evrenler arasında uçuşup içten içe şu anki bana da dokunur. Şu an için tek çıkış yolum bu görünüyor.
3 Aralık 2015 Perşembe
elliüç
Bu gece kendi odamda kendi minik zaman makinemi icat ettim. Harici diskimin derinliklerindeki dosyaları kurcaladım. Eski yazılarım, eski fotoğraflarım, eskiden dinlediğim şarkılar.. Ufak bir melodinin bir anda aslında her anını çok iyi hatırladığınız ama hatırladığınızı unuttuğunuz bir zamana götürmesi çok tuhaf değil mi? Beklenmeyen bir anda aldığınız kokunun da kalbinizin ya da zihninizin çok derinliklerindeki kişileri, yerleri ya da duyguları hatırlatması da aynı şekilde.. Aslında güzel bir his. Aynı zamanda da üzücü. Çünkü o anki hislerin daha sonra tekrar duyulmaması ve duyulmayacak olmasının farkındalığı göğsüme kocaman bir fil oturmasına sebep oluyor. Engel olamıyorum.
2 Aralık 2015 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)