14 Aralık 2014 Pazar

yirmidört



Herkes bir an önce Ankara’dan kaçma, başka şehirlere yerleşme hayalleri kuruyor. Ben hariç. Burada hayatım koca bir fanustan ibaretmiş de ben bu fanustan çıkarsam boğulacak, nefes alamayacakmışım gibi. Hayır, bunun 20 senedir aynı evde oturmamla alakası yok. Bilkent’i, Tunus’u, Bestekar’ı hatta sidik kokan Karanfil Sokağı bile özlemekten nefes darlığı çekecek, migrenlerden migren beğenecekmişim gibi bir his var içimde.

2 Aralık 2014 Salı

yirmiüç

Tanrı varsa kesin beni seviyor. Yoksa bunlarla aynı evrende yaşıyor olmamın başka bir açıklaması olamaz!!

30 Kasım 2014 Pazar

yirmiiki

Hafta içi dışarı çıkmak tam bir işkence. Çünkü yaşlılık. Ama bazen değiyor doğrusu. Post-punk, shoegaze, indie civarında bir müzikseverseniz dinleyebileceğiniz Ankaralı tatlış bir grup var: kendisi iyi.


 Evet vokalinin gözlerinden ışınlar fırlıyor, davulcusu gölgeden ibaret ve basçısı konser esnasında esneyen bir sütçül asjfkd. Yaklaşık bir buçuk senedir beraber çalıyorlar. Ama şimdiden Noxus ve Route'ta konserlerini verdiler. Bu da IF'ten.

*Bu arada konser girişi ertesi günkü Son Feci Bisiklet konserine bedava giriş için bilet verdi IF. Ama sadece bir şarkılarını sevdiğimden pek sallamadım. Nerede eskinin IF'i! Hey gidi... Yine yaşlılığım geldi aklıma, dertlendim. Uyuyayım ben en iyisi.

26 Kasım 2014 Çarşamba

yirmibir

Merhaba.

Teyze olmak süper birşey. Bugünkü aktivitemizde şöyle bir sanat eseri için ilham vermek, gaza getirmek ve sallanan dişin düşmesi üzerine derin konuşmalar, tartışmalar yapmak vardı. MISSION COMPLETED.



 
Teyzelik statünüzü sağlamlaştırıp double teyze olmaksa über süper birşey. Onun en büyük aktivitesi de süt içmek, uyumak, altına pislemekten arta kalan zamanlarında gıcırtıya benzer sesler çıkarmak. Kendisi tam bir patates kafa. Altına pisleme kısmını saymazsak, sweet potato olanlardan. ^.^ Sen o kadar ay bir göbeğin içinde yaşa, sonra oradan çıkıp sırıt, gakguk sesler çıkar. Olacak şey değil arkadaşlar.

Özetle; teyze olunuz pls.


24 Kasım 2014 Pazartesi

yirmi



937 pazartesi gücünde bir pazartesiden selam. Yine elimi attığım her işi kuruttuğum, dokunduğum her sistemi, cihazı ve programı bozduğum bir günden sonra koşar adımlarla kendimi eve attım. Tanrı bir yerlerde nefes almadan konuşan bir kadın yaratmış ve onu da mesai çıkışı baş ağrıma eşlik etsin diye otobüste 32 dakika boyunca arka koltuğuma oturtmuş. Dünya zamanında 32 dakika ama etkisi benim zamanımda 32 sene adeta. Çünkü insanları fenalıktan fenalıklara sürüklemekten başka işe yaramayan otobüs kaloriferleri beni insanlıktan çıkarmaya yetmemiş çocuklar. Bu da böyle kendinden atarlı bir gün. Sanırım bugün başıma gelen tek güzel şey spotifyda uzun zamandır dinlemediğim minnoş bir şarkıya denk gelmemdi. 




So if you please I'll build you a house underneath the plantain trees.
And if you please I'll build you a boat. We can sail the seven seas.
And if you please I'll take you out of the atmosphere in a spaceship.
And if you please I'll take you out of the atmosphere that I built. For you.

20 Kasım 2014 Perşembe

ondokuz

"Büyümenin yaşlanmak demek olduğunu bilmiyordum. Ölmeyi görmek, Mora Nehrini yeniden görmek olduğunu.."

5 Kasım 2014 Çarşamba

onsekiz

Ben yollarda ölüp gitmeden birileri şu trafik sorunuma bir çözüm bulsun. Ya da beni daha iyi hissettirecek birşeyler........